İçeriği sosyal hesaplarında paylaş

Genel / Spor

Bölgesel zayıflama yalanı : Bölgesel zayıflama hakkındaki gerçekler!

Bölgesel zayıflama yalanı : Bölgesel zayıflama hakkındaki gerçekler!

Düzgün bir vücut postürüne sahip olmak, fiziken iyi görünmek herkesin hayalidir Bölgesel zayıflama yalanı , ortada böyle bir hayal olunca bu hayalden beslenen sektörler ve insanlar tarafından sıklıkla vurgulanan bir klişedir.  Bu sektörlere örnek olarak: Kozmetik Sanayi, bölgesel zayıflama sağladığı iddia edilen bitkisel ürünler, bölgesel zayıflama vaatleri sunan spor aletleri, bilinçsiz spor salonları ve spor antrenörleri vs. Şuan bu yazıyı okuyup bölgesel zayıflamanın yalandan ibaret olduğunu ifade eden kişinin, bu konuda eğitim almış biri olmasını ve bu yazının bir bilimsel dayanağı olmasını arzu edersiniz. Bu arzunuzu yerine getiriyoruz. Size kulaktan duyma, şehir efsaneleri yerine Bölgesel zayıflama yalanı ile ilgili bilimsel araştırmalara dayalı veriler sunuyoruz.

Öncelikle vücudunuzun neden yağ depoladığını bilmelisiniz

İnsan beyni, her koşulda hayatta kalmaya programlı çalışır. Kısa ve kolay bir yol varken asla uzun ve zor yolu tercih etmez. En temel ihtiyaçlarımızın başında yer alan beslenme,  vücudumuzdaki organların temel fonksiyonlarını yerine getirmesi içindir. Ancak beyin adlı organımız için bu durum biraz farklı çalışır.

Beyin ihtiyaç duyduğu enerjiyi en hızlı ve en kolay şekilde karşılamak ister

Bildiğiniz gibi tükettiğimiz besinleri parçalayarak onları enerjiye dönüştüren bir sindirim sistemine sahibiz. Bazı besin grupları kolay ve hızlı bir şekilde sindirilip, parçalanarak enerjiye dönüşebilirken bazı besin grupları ise daha uzun sürede sindirilerek yavaş yavaş enerji ihtiyacımızı karşılar. Bilim bu iki tür besin sınıfına Yüksek Glisemik İndeksli Besinler ve Düşük Glisemik İndeksli Besinler olarak ikiye ayırıyor.

Size herhangi bir gıdanın yüksek mi yoksa düşük glisemik indeksli bir gıda mı olduğunu nasıl anlayabileceğinizi örneklerle anlatmaya çalışacağım. Sindirim sistemimiz sindirim işlemini gerçekleştiren bazı enzimlere sahiptir. Ağızda başlayıp midede son bulan bu enzimlerin görevi, yukarıda da ifade ettiğimiz gibi tüketilen besinleri parçalarına ayırmaktır.

Bir besin maddesi ne kadar çok işlem görmüşse o kadar çok yüksek glisemik indekslidir. Bir bardak un ile bir bardak buğdayı örnek alalım. Un, buğdayın öğütülerek unufak parçalar haline getirilmiş halidir. Midenin yapacağı işi, gıda endüstrisi yapmıştır. Ve besinin sindirim işinin büyük bölümünü gıda sanayi gerçekleştirmiştir. Un tükettiğinizde, mideniz, buğdaydan bambaşka bir hale gelen bambaşka bir ürün olan un’u parçalayacak.  Un ve Buğday için ikisi de aynı şey diyebilirsiniz. Ancak Sindirim Sistemi için Buğday ile Buğdaydan elde edilen Un birbirinden tamamen farklı yapıda iki ürün halini alır.

Canınız unlu mamül tüketmek istiyor. Un ve Buğday aynı şey ise neden unlu mamüller kadar buğday da tüketmek istemiyorsunuz?

İlk başlığın ilk paragrafında ifade ettiğimiz gibi Beyin, daima en hızlı ve en kolay yolu seçer. Bu seçilim, beynimizin en az enerji tüketerek vücudumuza enerji kazandırmak istemesinden ileri gelir. Ve bu yeni beslenme şeklimiz, evrimsel süreçte İnsanoğlu’nun avcı-toplayıcı yaşamdan, yerleşik hayata geçip, tarımla tanışıp, ürettiği ürünleri işlemeye başlaması ile başlamış ve günümüzde gıda endüstrisi ile de son halini almıştır.

Un, Şekerli tatlılar, Atıştırmalıklar vb. İşlenmiş gıdalar varken beynimiz enerji ihtiyacını işlenmemiş Buğday, Arpa vs. tahıllardan işlenmemiş Meyve ve Sebzelerden karşılamayı tercih etmez.  Özellikle çocuk yaşlardaki bireylerin beslenme eğilimlerini incelediğinizde bütünen yüksek glisemik indeksli gıdalara bir yönelim gözlemleyebilirsiniz. Bunun sebebi, çocukların o yaşlarda bir beslenme bilincine sahip olmamalarından, tamamen beyinin komutlarına ayak uydurmalarından ileri gelir. Sebzelerden ağlaya ağlaya kaçarak, neden işlenmiş hazır gıdalara güle oynaya yöneldiklerini aşağıdaki başlıkta ele alalım.

Neden canım bu kadar çok tatlı ve unlu ürün tüketmek istiyor?

Bu tamamen beynimizin bizi kandırma şekli. Evet yanlış duymadınız. Beyinlerimizin birer ödüllendirme sistemi var. Bu sistemi, beynimiz mutluluk hormanları salgılayarak yönetiliyor. Üçüncü kez ifade edeceğim gibi, beynimiz daima en kolay yolu seçer. Unlu, Tatlı, Atıştırmalık hazır gıdaları tükettiğimizde beynimiz bu gıdaların tekrar alınmasını teşvik edici mutluluk hormonları salgılar. Dilimizdeki Tat alma reseptörlerimiz aracılığı ile beynimiz, sağlığımıza çokça zararlı olan bu besinlerin birer lezzet abidesi olduğunu hissetmemize sebep olur.

Beynimiz, bu besinleri bize cazip kılmak istiyor.  Çünkü böylesi onun kolayına geliyor.!

Vücutta yağ neden depolanıyor?

Bu konuyu bir kaç başlık altında incelemek mümkün. Ancak yazı o şekliyle çok uzun olacağı için tek başlık altında kısa kısa değineceğiz. Bir günlük beslenmemizi ele alalım. Gün içerisinde tükettiğiniz tüm besinleri, bunlara içecekler de dahil olmak üzere bir kenara not alın. İçtiğiniz suyun dışında midenize giren her şeyi ama her şeyi not alın. Ve sonra onları işlenmiş ve işlenmemiş (az işlenmiş) olarak iki başlık altına tek tek yazın.

Tükettiğiniz işlenmiş gıdalar hızla parçalanıp kanınıza karışırken, işlenmemiş veya az işlem görmüş gıdalar ise yavaş yavaş kanınıza karışır. Muhtemelen tükettiğiniz işlenmemiş gıdalar siz bu yazıyı okurken sindirim sisteminiz halen onları parçalayıp enerjiye dönüştürmekle meşguldür. Hızla kanınıza karışan bu enerjinin bir kısmı kullanılırken, ihtiyaç fazlası olan kalori miktarı yağ moleküllerine çevrilerek saklanır.

Tüketilen bu Yüksek İndeksli Gıdalar, artık birer yağ molekülü haline gelmiştir. Ve yağ molekülleri, beynin enerjiye ihtiyaç duyduğunda tercih etmek istemeyeceği bir enerji kaynağıdır. Yağ moleküllerini parçalama süreci, Yüksek Glisemik İndeksli gıdalar ile elde edilen Glikoz ‘un parçalanmasından çok daha zor ve zaman alacağı için, yine sizi Yüksek Glisemik İndeksli gıdalar almaya iter.

Ve bu döngü, yağ kütlenizin sürekli olarak artması ile devam eder gider.

Vücutta Yağ Nasıl Yakılır ?

Yazının başından itibaren ısrarla belirttiğimiz şu cümle “Beyin daima en kısa ve en hızlı yolu seçer” boş yere değildir. Size bu cümleyi aşılamak istiyoruz. Çünkü beslenme ile ilgili her konunun temelinde bu cümlede ifade edilen gerçek yer alıyor. Beyniniz, siz onun beslenme sistemini değiştirene veya enerji sarfiyatınızı onu yağ yakmaya zorlayana kadar asla yağ yakmayacaktır. Bundan emin olabilirsiniz.

Beyniniz katiyen yağlarınızı yakmak için “Keton” parçacıkları üretmeyecektir. Çünkü beyin bundan hoşlanmıyor. Beyni her işi en kısa ve en kolay yoldan yapmaya eğilimli tembel biri olarak düşünebilirsiniz. Bu elemana işin kolayı varken uzun yoldan o işi yaptırmanızın imkanı yok. Daima en kolayı seçecektir.

Tüketilen enerji miktarı, üretilen enerji miktarından fazla olduğunda yağ yakımı başlar

Günlük, Bazal (Temel) Metabolizmanızın ihtiyaç duyduğu enerji yani; “Tepeden tırnağa tüm organlarınızın ve en temel yaşam fonksiyonlarınızın, günlük faaliyetlerinizin yerine getirilmesi için ihtiyaç duyulan enerji (Kalori)” miktarını alıp, üzerine de sarf ettiğiniz kalori miktarını arttırarak yağ yakım süreciniz başlar. Örnek olarak; Bazal metabolizmanızın ihtiyaç duyduğu toplam kalori miktarının 1900 olduğunu varsayalım. Siz bu kaloriyi almak zorundasınız. Aksi halde vücudunuz temel fonksiyonlarını yerine getiremez ve bu sağlığınıza zarar verir.

Bu 1900 kaloriyi vücudunuzun gün içerisinde yaktığı toplam enerji miktarı olarak görebilirsiniz. Bu kaloriyi gün içerisinde zaten yakıyorsunuz.

Spor yaparak enerji sarfiyatını arttırın

Aldığınız bu 1900 kaloriyi vücudunuz zaten yakacak demiştik. Yağlarınızın tüketilmesi için toplam enerji sarfiyatınızın 1900 kalorinin üzerinde olmalıdır. Sporla ekstradan harcayacağınız her kalorinin bir miktarı yağlardan bir miktarı ise kanınızda ve kaslarınızda bulunan Glikojenlerden karşılanır.

Beslenme şeklinizi değiştirin

Yüksek İndeksli gıdalardan uzak durmaya özen gösterin. Kan şekerini hızla yükseltip, hızla düşmesine sebep olan yüksek glisemi sağlığınızı en çok tehdit eden beslenme sorunudur.

Et, Süt ve Süt Ürünlerinin glisemik indeksi yoktur

Et, Süt ve Süt ürünlerinde glisemik indeksi yoktur ancak yağ oranları yüksektir. Yağların zor parçalandığını ve beynimizin bunları parçalamaktan hoşlanmadığını söylemiştik. Bu sebeple kontrollü tüketilmelidir.

Glisemik İndeks yalnızca Karbonhidrat/Şeker içeren gıdaları kapsar

Glisemik İndeks dendiğinde aklınıza doğrudan Glikoz gelmelidir. Karbonhidratların tamamı parçalandığında glikojene çevrilir. Yapısal olarak şeker karbonhidrat içerek gıdaların daha basit halidir. Yani un ile şeker arasında yapısal pek bir fark yoktur. Her ikisi de parçalandında ortaya Glikojen çıkar. Ve kana son derece hızlı karışarak ve kandan da son derece hızlı yağa çevrilip saklanarak, kandaki İnsülin dengenizi alt üst eder.

Bölgesel zayıflama yalanı

Beyin, durumu değerlendirir. Harcanan kalorinin, elde edilen kalori miktarından az olduğunu analiz eder. İhtiyacını yağ moleküllerinden karşılama karar alır ve parçalanacak yağ miktarının hangi bölgeden karşılanacağı ile ilgilenmez. Dolayısıyla yalnızca karın bölgenizden yağ yakmanız bilimsel olarak hiçbir dayanağı olmayan, Bölgesel zayıflama yalanı tamamen kurnazca düşünülen bir pazarlama stratejisidir.

Nasıl bir pazarlama stratejisi?

Bölgesel yağ yakımı için şunu demek mümkündür. Çoktan çok gider, azdan az. Şöyle düşünün. Vücudunuzun toplam yağ oranının %36 olduğunu düşünelim. Bu %36 lık yağ oranı vücudunuzda homojen olarak yani vücudunuzun her bölgesine eşit olarak dağılmaz. Haliyle karın ve bel çevresi gibi kasların aktif olarak çalışmadığı bölgelerde birikmeye daha elverişlidir. Haliyle vücutta bir yağ yakım süreci başladığında yaşların bu bölgelerden tüketiliyor olması gayet normaldir.

Ancak buna bölgesel yağ yakımı demek hatalı bir deyiştir. Peki neden? Hemen onu da izah edelim. Diyelim 55kg ağırlığında birisiniz ve 5kg lık fazlanızı atmak istiyorsunuz. Eğer bölgesel bir yağ yakımı gerçekten varsa bu kilolarınızı yalnızca karın ve bel çevresinden verebilirdiniz. Ancak görüyorsunuz ki kollarınız ve bacaklarınız da inceldikçe inceliyor. 

Haliyle bu kontrolsüz kilo veriş ve bir türlü ideal fiziksel ölçülerin tutturulamaması bizi bambaşka bir konuya getiriyor.

Yağ Kütlesi ile Kas Kütlesi arasındaki ilişkiye.. Bu konuyu da bir başka yazımızda ele alıp sizleri aydınlatacağız. Bölgesel zayıflama yalanı başlıklı yazımız ilginizi çektiyse paylaşın, yorumlarınızla bize destek olun.

 

Sevgiyle kalın.

İçeriği sosyal hesaplarında paylaş

Çok bilmeye meraklı, az bilen insan. Kimliği belirsiz admin kişisi.

Yorum Yazın